Güveni kötüye kullanma suçu, bir malın sahibinin rızasıyla muhafaza edilmek veya belirli biçimde kullanılmak üzere teslim edilmesinden sonra, teslim amacına aykırı tasarrufta bulunulmasını ya da teslim olgusunun inkâr edilmesini yaptırıma bağlar. TCK 155 bakımından her sözleşme ihlali suç değildir; rızai teslim, zilyetliğin devri, kast ve mal üzerinde kendisinin veya başkasının yararına aykırı tasarruf birlikte değerlendirilir.
Güveni kötüye kullanma suçunun unsurları nelerdir?
Suçun konusu başkasına ait bir maldır. Mal, faile zorla veya gizlice alınarak değil, korunması ya da belirli bir amaçla kullanılması için rızayla teslim edilmiş olmalıdır. Teslim edilen mal üzerinde satış, tüketme, rehin verme veya başka bir kullanma gibi devir amacıyla bağdaşmayan bir tasarruf yapılması yahut teslimin inkâr edilmesi, somut olaya göre suçun hareket unsurunu oluşturabilir.
Failin davranışı kendisinin veya üçüncü kişinin yararına olmalı ve kasten gerçekleştirilmelidir. İade tarihinin kaçırılması, borcun ödenmemesi veya sözleşmenin gereği gibi yerine getirilmemesi tek başına ceza sorumluluğunu kanıtlamaz. Teslimin amacı, tarafların iradesi ve sonraki tasarruf biçimi incelenmeden özel hukuk uyuşmazlığı ile suç ayrımı yapılamaz.
Basit ve nitelikli güveni kötüye kullanma arasındaki fark
TCK 155/1: Basit hâl
TCK 155/1, muhafaza veya belirli şekilde kullanma amacıyla devredilen mal üzerindeki aykırı tasarrufu ya da devir olgusunun inkârını düzenler. Yaptırım, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır. Kanundaki “ve” bağlacı nedeniyle hapis ile adli para cezası birlikte öngörülmüştür.
TCK 155/2: Meslek, ticaret, hizmet veya mal yönetimi nedeniyle nitelikli hâl
Malın; meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi ya da başkasının mallarını yönetme yetkisi gereğince teslim edilmiş olması daha ağır cezayı gerektirir. Bu hâlde bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasına hükmolunabilir. İlişkinin yalnız adlandırılması yeterli değildir; teslimin gerçekten bu ilişki veya yetki kapsamında yapıldığı gösterilmelidir.
Motorlu taşıtlar bakımından yeni artırım
24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla TCK 155’e eklenen üçüncü fıkra uyarınca suçun konusu motorlu kara, deniz veya hava taşıtıysa, uygulanacak ceza bir kat artırılır. Düzenleme 25 Aralık 2025’te yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ceza hukukunda zaman bakımından uygulama kuralları gereğince olay tarihi ve fail lehine kanun değerlendirmesi ayrıca yapılmalıdır.
Şikâyet süresi ve resen soruşturma
Basit şekil TCK 155/1’de açıkça şikâyete bağlanmıştır. TCK 73 uyarınca altı aylık süre, zamanaşımı süresi aşılmamak koşuluyla, şikâyet hakkı sahibinin hem fiili hem faili öğrendiği tarihte başlar. Nitelikli şekil olan TCK 155/2 ise şikâyete bağlı değildir ve savcılıkça resen soruşturulur. Araçlara ilişkin üçüncü fıkra tek başına bağımsız bir suç değildir; hangi temel fıkrayla birlikte uygulandığı şikâyet değerlendirmesinde önem taşır.
Uzlaştırma ve önödeme uygulanır mı?
CMK 253/1-b hükmünde güveni kötüye kullanma suçu, üçüncü fıkra hariç olmak üzere uzlaştırma kapsamına alınmıştır. Bu nedenle TCK 155/1 ve 155/2 yönünden, kanundaki diğer koşullar da varsa, soruşturma veya kovuşturmaya devam edilmeden önce uzlaştırma usulü işletilir. Suç konusu motorlu taşıt olduğu için TCK 155/3 uygulanıyorsa uzlaştırma kapsamı dışındadır.
Adalet Bakanlığının güncel suç listesi TCK 155/1 ve 155/2’yi uzlaştırma kapsamında göstermektedir. Şikâyete tabi olmakla uzlaştırmaya tabi olmak aynı kurum değildir: TCK 155/2 resen soruşturulsa da açık kanun hükmü nedeniyle uzlaştırmaya tabidir. Güveni kötüye kullanma suçu önödeme kapsamında değildir.
Etkin pişmanlık ve zararın giderilmesi
TCK 168, güveni kötüye kullanma tamamlandıktan sonra zararın aynen geri verme veya tazmin yoluyla giderilmesine bağlı etkin pişmanlık olanağı tanır. Kovuşturma başlamadan önce tam giderimde ceza üçte ikisine kadar; kovuşturma başladıktan sonra fakat hükümden önce giderimde yarısına kadar indirilebilir. Kısmi geri verme veya tazminde mağdurun rızası aranır. Sadece ödeme yapılmış olması değil, pişmanlık ve kanundaki zamanlama koşulları da incelenir.
Güveni kötüye kullanma ile dolandırıcılık ve hırsızlık ayrımı
Ayırım çoğunlukla malın faile nasıl geçtiğine dayanır. Mal başlangıçta hileyle elde edilmişse dolandırıcılık; sahibinin rızası dışında bulunduğu yerden alınmışsa hırsızlık gündeme gelebilir. Güveni kötüye kullanmada ise başlangıçta geçerli ve rızai bir teslim vardır; cezai uyuşmazlık teslimden sonraki aykırı tasarruf veya inkâr nedeniyle doğar. Suç vasfı, tarafların kullandığı isimlere değil olayın gerçek oluşuna göre belirlenir.
Deliller nasıl değerlendirilir?
Sözleşme, teslim-tesellüm belgesi, fatura, banka hareketleri, stok ve zimmet kayıtları, araç teslim formu, mesajlar, e-postalar, ihtarlar, kamera kayıtları ve tanık anlatımları delil olarak önem taşıyabilir. Deliller; malın kime ait olduğunu, hangi amaç ve süreyle teslim edildiğini, failin hangi tasarrufta bulunduğunu ve iade talebine verdiği cevabı birlikte göstermelidir.
Yalnızca tek bir mesajın ekran görüntüsüne dayanmak bağlam tartışması doğurabilir. Yazışmaların tamamı, özgün cihaz ve dosyalar korunmalı; kayıtlar değiştirilmemelidir. Hukuka aykırı yöntemle başka hesaba erişmek veya özel yazışmaları yaymak ayrıca sorumluluk doğurabilir. Savcılık, şüphelinin lehine ve aleyhine delilleri toplamakla yükümlüdür.
Soruşturma ve yargılama süreci
Şikâyet veya ihbar Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluğa yapılabilir. Başvuruda malın tanımı, mülkiyet ve teslim ilişkisi, devir amacı, aykırı tasarrufun ne zaman öğrenildiği ve mevcut deliller açık bir kronolojiyle sunulmalıdır. TCK 155/1 bakımından fiil ve failin öğrenildiği tarih, altı aylık şikâyet süresinin hesabı açısından özellikle belirtilmelidir.
Soruşturmada hukuki ilişkinin niteliği ve suç şüphesini destekleyen maddi olgular araştırılır. Yeterli şüphe görülürse iddianame düzenlenir; aksi hâlde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilebilir. Uzlaştırma kapsamındaki dosyalarda usul sonuçlandırılmadan iddianame düzenlenemez. Bir sözleşmenin ihlal edilmiş olması otomatik mahkûmiyet veya tutuklama nedeni değildir.
Dava zamanaşımı
TCK 66’daki genel kurala göre, cezasının üst sınırı iki yıl olan temel şekil bakımından olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır. Üst sınırı yedi yıl olan TCK 155/2 bakımından olağan süre on beş yıldır. TCK 155/3’teki artırım, zamanaşımı hesabını da etkileyebilir. Durma, kesilme, zincirleme suç ve çocuklar hakkındaki özel hükümler nedeniyle somut dosyada ayrıca hesap yapılmalıdır.
Sık sorulan sorular
Kiralanan veya ödünç verilen malın geri verilmemesi her zaman suç mudur?
Hayır. İade etmeme davranışının teslim amacıyla bağdaşmayan kasıtlı tasarruf veya teslimi inkâr niteliğinde olup olmadığı araştırılır. Ödeme güçlüğü, sözleşmenin yorumu veya teslim koşullarındaki uyuşmazlık tek başına TCK 155’in bütün unsurlarını oluşturmaz.
Şirket çalışanının tahsil ettiği parayı vermemesi hangi fıkraya girer?
Paranın çalışana hizmet ilişkisi kapsamında teslim edilip edilmediği ve çalışanın yetkisi araştırılır. Koşulları varsa TCK 155/2 gündeme gelebilir; fail kamu görevlisiyse veya olay başka özel suç tipinin unsurlarını taşıyorsa hukuki nitelendirme değişebilir.
Araç iade edilmezse uzlaştırma yapılır mı?
Motorlu kara, deniz veya hava taşıtının suçun konusu olduğu ve TCK 155/3’ün uygulanması gerektiği durumda CMK 253 bu fıkrayı uzlaştırma dışında bırakır. Bununla birlikte olayın yalnız sözleşme ihlali olup olmadığı ve suç tarihine göre uygulanacak kanun ayrıca değerlendirilir.
Sonuç ve resmî kaynaklar
Güveni kötüye kullanma dosyalarında temel mesele, rızai teslimden sonra mal üzerinde devir amacına aykırı ve kasıtlı bir tasarruf bulunup bulunmadığıdır. Suçun temel veya nitelikli şekli; ceza, şikâyet ve uzlaştırma rejimini doğrudan değiştirir. Bu yazı genel hukuki bilgilendirmedir; somut olayın delilleri incelenmeden hukuki sonuç garantisi vermez.
Kaynak kontrolü: 21 Eylül 2026. TCK 66, 73, 155 ve 168 ile CMK 253, Adalet Bakanlığının erişilebilen güncel kanun metinlerinden incelenmiştir. Uzlaştırma kapsamı Bakanlığın 1 Eylül 2026 tarihli güncel suç listesiyle karşılaştırılmıştır. Tam metni resmî kaynaktan ayrıca doğrulanamayan özel bir yargı kararı kullanılmamıştır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — Adalet Bakanlığı

